DİN ADAMI

Hz. Muhammed (S.a.v) Hayatı

Hz. Muhammed (S.a.v) Hayatı Sözleri ve Mucizeleri

Özet
  • Doğum tarihi: MS 22 Nisan 571, Mekke, Suudi Arabistan
  • Ölüm tarihi ve yeri: MS 8 Haziran 632, Medine, Suudi Arabistan
  • Ölüm sebebi: Ateş
  • Defin tarihi ve yeri: Hz.Muhammed'in Kabri (Yeşil Kubbe), Medine, Suudi Arabistan

Hz. Muhammed, 571 tarihinde Mekke’de doğdu. Babası Kureyş sülalesinden Abdullah, annesi Amine’dir. Hz. Muhammed’in soyu Hz. İbrahim’e dayanmaktadır. Ticaretle uğraşan babası, Hz. Muhammed doğmadan önce öldü. Hz. Muhammed doğumundan sonra sütannesi Halime’ye verildi. Dört yaşına kadar sütannesinin yanında kaldı. Altı yaşında annesini kaybetti.

Altı yaşından sekiz yaşına kadar dedesi Abdülmuttalip’le yaşadı. Ancak sekiz yaşında iken dedesinin ölümü üzerine amcası Ebu Talip tarafından büyütüldü. Amcasının yanında ticaretle uğraştı. Kervanlarla Yemen ve Suriye’ye gidip geldi. Kısa sürede dürüstlüğü sayesinde Arap kabileleri arasında ünlendi.

Son Peygamber: Amcası Ebu Talip ile birlikte kervan ticareti yapmak üzere Şam’a gittiğinde henüz on iki yaşındaydı. Şam’ın 90 km kadar güneyinde Busra denilen kasabada “Bahira” adında bir Hristiyan rahip vardı. Bahira kutsal kitaplardan edindiği bilgilerle, Hz. Muhammed’in simasından onun geleceğini sezmişti. Onunla konuştu, ona sorular sordu.

Aldığı cevaplar düşüncesini güçlendirdi. Ebu Talip’e; Bu çocuk son peygamber olacaktır. Şam Yahudileri içinde onun alamet ve vasıflarını bilenler olur. Tanırlarsa korkulur. Bu çocuğu Şam’a götürmeyiniz, dedi. Bu sözler üzerine Ebu Talip Şam’a gitmekten vazgeçti, Son bir peygamberin geleceği ve bu peygamberin vasıfları Tevrat ve incirde bildirilmiştir.

İslamiyetin Doğuşu ve Hz. Muhammed’in Peygamberliği: Hz. Muhammed, Cahiliye Dönemi Arapların yaşantısından büyük rahatsızlık duyardı. Bu yüzden putperest toplumdan ayrı bir hayat sürmeye başladı. Kırk yaşına geldiğinde Nur Dağı’nda bulunan Hira Mağarası’na sık sık gitmeye başladı. 61 O yılının Ramazan ayının 27. gecesi Hira Mağarası’nda iken bir ses duydu. Bu ses Cebrail adlı meleğin sesiydi. Cebrail ona, Oku! Her şeyi yaratan, insanı kan pıhtısından vücuda getiren Rabbi’nin adıyla oku!” diye başlayan ilk vahyi getirdi.

Hz. Muhammed eve geldikten sonra yaşadıklarını eşi Hz. Hatice’ye anlattı. Eşiyle birlikte Hz. Hatice’nin amcasının oğlu, dönemin önemli bilginlerinden Varaka’ya giderek durumu anlattılar. Varaka, bu gelişmelerin kendisine peygamberlik gelen kimselerde olabileceğini belirtti: “Müjde Ey Muhammed! Meryem Oğlu İsa’nın haber verdiği son peygamber sensin. Sana gönderilen melek, Musa’ya da gelen Cebrail’dir, demiş.

Bu gelişmelerden sonra Cebrall’in bir süre görünmemesi Hz. Muhammed’i endişelendirdi. Ancak daha sonra Cebrail tekrar gelerek “Ey Muhammed! Kalk ve insanları uyar.” ayetini bildirdi. Böylece peygamberlik görevi başlayan Hz. Muhammed önce yakınlarını, sonra bütün Mekke halkını İslam dinine davet etti. ilk olarak eşi Hz. Hatice Müslüman oldu. Onu Hz. Ali, evlatlığı Zeyd bin Harise ve Hz. Ebubekir takip etti.

Başlangıçta islamiyeti gizlice yaymaya çalışan Hz. Muhammed, Allah’tan gelen bir emirle İslamiyeti açıkça yaymaya ve putlara karşı çıkmaya başladı. Müslümanların sayısı her geçen gün arttıkça bu durum putperestleri endişelendirdi. Mekkeli putperestler, Müslümanlar üzerinde baskı kurmaya başladılar. Bu baskılar sonucu Müslümanların bir kısmı Hz. Muhammed’in izniyle Habeşistan’a göç etti (615-618).

Mekke’de Müslümanların sayısının her geçen gün artması, özellikle de Hz. Ömer ve Hz. Hamza’nın Müslüman olması putperestleri yeni tedbirler almaya sevketti. Putperestler, Hz. Muhammed’in soyu olan Haşimoğullarıyla boykot uyguladılar. Haşimoğullarıyla evlilik ve ticaret dahil her türlü ilişkiyi yasakladılar. Bu boykot tam üç yıl sürdü.

Hicret ve Medine’de İslam Devleti’nin Kurulması: Hz. Muhammed, tüm baskılara rağmen Kabe’yi ziyarete gelen kabilelere islamiyeti anlatmaya devam etti. 619 yılında Kabe’yi ziyarete gelen altı Medineliyi Akabe denilen yerde islamiyete davet etti. Medineliler islamiyeti kabul ettiler. Medinelilerle 621-622 tarihlerinde iki görüşme daha yapıldı. Bu görüşmelere I. ve II. Akabe Biatleri denir. Bu görüşmeler sonunda Medineli Müslümanlar, Hz. Muhammed’e bağlı kalacaklarına söz verdiler. Mekke’de Müslümanların yaşam şartlarının her geçen gün zorlaşması üzer Müslümanlar, Hz. Muhammed’in onayı ile Medine’ye göç ettiler.

Müslümanların varlığından iyice rahatsız olan putperestler Hz. Muhammed’i öldürmeye karar verdiler. Bu durum karşısında Hz. Muhammed, Medine’ye göç etme kararı aldı. Yanına Hz. Ebu Bekir’i de alarak yola çıktı. Ancak putperestler de onları takip ettiler. Bu durumdan kurtulmak için Hz. Muhammed Mekke arasındaki Sevr Mağarasında üç gün saklanmak zorunda kaldı.

Mekkelilerin takibinden kurtulduktan sonra Kuba’ya geçti. Burada ilk mescidi yaparak Müslümanlarla ilk cuma namazını kaldı, Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye göç etmesine “hicret” denir. Hicretin yapıldığı miladi 622 tarihi, daha sonra Hz. ömer’in halifeliği döneminde hazırlanacak olan hicri takvimin de başlangıcı oldu. Hicret sonrasında Meke’de ilk İslam devletinin temelleri atıldı.

Medine de inşa edilen mescit, aynı zamanda devletin idare merkezi oldu. Medine’ye hicret eden Mekkeli Müslümanlara “muhacir”, Mekkeli Müslümanlara yardım Medineli Müslümanlara ise “ensar” denildi. Hz. Muhammed aynı dine inanan ensar ve muhacirleri birbirleri ile kardeş ilan etti. Böylece İslam kardeşliğinin temellerini attı.

Muhammed, Medine’de kurulan islam Devleti’nin hem dini hem de siyasi lideriydi. ilk olarak Medine de birlik ve beraberliği sağlamak amacıyla Medine halkıyla Medine Şehir Sözleşmesini yaptı. Ancak rahat durmadılar. Hz. Muhammed’i ve onun yaymaya çalıştığı islamiyeti ortadan kaldırmaya karar verdiler. Bu durum Müslümanlar ile Mekkeli putperestler arasında savaşların başlamasına neden oldu.

Bedir Savaşı (624): Mekke’nin ileri gelenleri Ebu Süfyan’ın liderliğinde Şam’a ticaret kervan’ gönderdiler. Bu ticaretten elde edilecek kazançla Müslümanlarla savaşmaya amaçladılar. Bunu engellemek isteyen Müslümanlar, Şam’a gitmekte olan bu kervanın yolunu kesmek istediler. Ancak bu durumdan haberdar olan kervanın başındaki Ebu Süfyan yolunu değiştirerek kaçtı. Mekkeliler bu gelişmeler üzerine Ebu Cehil komutasındaki 900 kişilik bir orduyu Müslümanlar üzerine gönderdiler. Hz. Muhammed komutasındaki Müslümanlar ise 300 kişi civarındaydılar. Bedir kuyuları yakınlarında yapılan savaşı Müslümanlar kazandı (624).

Uhud Savaşı (625): Bedir Savaşı’ndaki yenilginin öcünü almak isteyen Mekkeliler 3000 kişilik bir kuvvette Medine üzerine sefere çıktılar. Bu haberi alan Hz. Muhammed, bir danışma meclisi toplayarak şehirde savunma yapma teklifinde bulundu. Ancak genç Müslümanlar, Mekkeliler ile bir meydan savaşı yapmak istediler. Bunun üzerine Hz. Muhammed 700 kişilik bir kuvvette harekete geçti . İki ordu Uhud Dağı’nda karşı karşıya geldiler. Hz. Muhammed Uhud Dağı’ndaki dar bir geçidin iki tarafına 50 okçu yerleştirdi. Böylece Mekkelilerin Uhud Dağı’nın etrafından dolaşarak Müslümanlara saldırmalarını önlemek istedi. Müslümanların ilk saldırısıyla Mekke ordusu bozguna uğradı.

Ancak savaşın kazanıldığını zanneden okçular, bulundukları yerleri terkederek Mekkelileri kovalamaya başladılar. Bu durumdan yararlanan Halid bin Velic komutasındaki Mekkeli kuvvetler okçuların terkettiği yerlerden Müslümanlara saldırdılar. Bu saldırı İslam ordusunun bozulmasına yol açtıysa da kesin bir zafer elde edemeyen Mekke ordusu geri dönmek zorunda Bu savaşta Hz. Muhammed’in amcası Hz. Hamza şehit olurken kendisi de hafif bir şekilde yaralandı

Hendek Savaşı (627): Müslümanların Uhud Savaşı’nda nelerine rağmen islamiyetin yayılmaya devam etmesi Mekkelileri rahatsız etti. Bu nedenle islamiyeti tamamen ortadan kaldırmaya karar verdiler. Bu amaçla 10.000 kişilik bir ordu ile Medine üzerine harekete geçtiler. Muhammed, Mekkelilerle doğrudan savaşmak yerine şehirde kalarak savunma yapmaya karar verdi. Selman-ı Farisi’nin önerisiyle Medine etrafına geniş ve derin bir hendekler kazıldı. Arap Yarımadası’nda yapılan ilk savunma savaşında, Mekkeliler bu hendekleri geçemeyerek geri dönmek zorunda kaldılar.

Hudeybiye Barışı (628): Hendek Savaşı’ndan sonra Müslümanlar, Hz. Muhammed öncülüğünde Kâbe’yi ziyaret etmek istediler. 1.500 kişi ile Mekke’ye doğru hareket ettiler. Mekkeliler, Müslümanların kendileri ile savaşacaklarını düşünerek savunma tedbirleri aldılar. Hz. Muhammed Hudeybiye denilen yere gelince Hz. Osman’ı durumu anlatması için Mekke’ye elçi olarak gönderdi. Ancak Mekkeliler onu tutukladılar. Bu durum karşısında Hz. Muhammed savaş hazırlıklarına başladı. Bu gelişmeden endişelenen Mekkeliler Hz Muhammed’e antlaşma teklifinde bulundular. İki taraf arasında Hudeybiye Antlaşması imzalandı.

Hayber Kalesinin Fethi (629): Hendek Savaşı sonrasında Medine’den çıkartılan Yahudiler, Medine- Suriye yolu üzerinde bulunan Heyber Kalesi’ne yerleştiler. Bir süre sonra buradan geçen Müslüman tüccarlara zarar vermeleri üzerine Hz. Muhammed, Heyber Kalesi’ni kuşattı. Yahudilerin elinde bulunan kale fethedildi.

Hayber Kalesinin fethi sonucunda; Müslüman olmayan erkeklerden, güvenliklerinin sağlanması karşılığında cizye vergisi alınmaya başlandı. Şam ticaret yolunun güvenliği sağlandı.

Mute Seferi (629): Hz. Muhammed Şam civarında bulunan Basra valisini islamiyete davet için ona bir elçi gönderdi. Ancak vali, elçiyi öldürünce Zeyd bin Harise komutasında bir islam ordusu bölgeye gönderildi. Bu durum karşısında Basra valisi Bizans’tan yardım istedi. Bölgeye gelen Bizans ordusu ile Müslümanların yaptığı savaşta Zeyd bin Haris şehit edildi. İslam ordularının başına geçen Cafer bin Ebu Talip ordularını yeniden toparlayarak Bizans orduları ile savaştı. İki tarafın da büyük kayıplar verdiği Mute Savaşı, Müslümanlarla Bizans arasında yapılan ilk savaştır.

Mekke’nin Fethi (630). Mekkelilerin, Hudeybiye Antlaşması şartlarına uymamamaları üzerine Müslümanlar Mekke’yi kuşattılar, Mekkeliler. Müslümanlara karşı direnemeyeceklerini anlayınca şehri teslim ettiler. Buna karşılık Hz. Muhammed Mekkeliler için genel af ilan etti. Bir süre sonra Mekkelilerin büyük bir kısmı islamiyeti kabul etti. Kabe putlardan temizlendi.

Huneyn Savaşı (630). Mekke’nin Müslümanların hakimiyetine girmesiyle Müslüman olmayan Taifliler, putperest kabilelerle birleşerek Müslümanlara karşı bir ordu hazırladılar. Bunun üzerine Hz. Muhammed, Huneyn’de toplanmış olan bu ordu üzerine sefere çıktı. Yapılan savaşı Müslümanlar kazandı (630).

Taif Seferi (630). Huneyn’de yenilen kabileler, Taif şehrine sığındılar. Hz. Muhammed, Taif şehrini kuşattı ancak alamadı. Bir yıl sonra Taifliler kendi istekleriyle Müslümanlığı kabul ettiler. Tebük Seferi (631):

Tebük Seferi(631). Bizans’ın büyük bir ordu ile Arabistan’a sefer düzenleyeceği haberi alındı. Hz. Muhammed Bizans’ı durdurmak için sefere çıktı. Ancak Tebük’e gelindiğinde haberin asılsız olduğu anlaşıldı. Arabistan dışına yapılan ilk sefer özelliği taşıyan Tebük Seferi sonucunda Suriye’deki Gassani Arapları Müslümanlığı kabul etti. Ayrıca Medine ve Şam yolunun güvenliği sağlandı.

Veda Haccı ve Hz. Muhammed’in Vefat, (632). Hz. Muhammed, 632 yılında kalabalık bir Müslüman topluluğuyla hac görevini yerine getirmek amacıyla Mekke’ye gitti. Bu hac esnasında 100.000 kişiye hitaben hutbe okudu. İslam tarihinde “Veda Hutbesi” olarak adlandırılan bu hutbede Müslümanlara önemli mesajlar verdi. Bu mesajlar arasında Allah’tan başka ilah bulunmadığı, Kur’an’ın tamamlandığını, bütün Müslümanların kardeş olduğunu söyledi.

Veda Haccı’ndan sonra Hz. Muhammed Medine’ye döndü. Burada Bizans üzerine yapacağı sefer hazırlıklarına başladı. Ancak bu esnada rahatsızlandı. Hastalığı sırasında Müslümanlara namaz kıldırma görevini Hz. Ebu Bekir’e verdi. Bir süre sonra Medine’deki evinde vefat etti (632).

Hz. Ebu Bekir, Hz. Muhammed’in “Her peygamber öldüğü yere gömülür.” sözünü hatırlattı. Bunun üzerine Hz. Muhammed’i öldüğü odaya gömdüler. Günümüzde buraya “Rayza-i Mutahhara” denir.

Hz. Muhammed döneminde islamiyet on yıl içerisinde büyük bir gelişme gösterdi. Bu dönemde dağınık haldeki ve birbirleriyle düşman olan Arap kabileleri islamiyet çerçevesinde birleştirilerek büyük bir İslam Devleti Arabistan’da huzur sağlandı.


Hz.muhammed’in Erdemli Davranışları

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed ( S.A.V ), İslam dünyasının peygamberidir. İslamiyet’i yaymaya çalıştığı zaman karşılaşmış olduğu en büyük sorun cahillik olmuştur. İnsanların hepsi eğitim almamasının yanında birbirine karşı da yeterli düzeyde anlayışlı değillerdi. Bu nedenle de kurtarılması gereken bir toplum olarak görülmüştür. Peygamber Efendimiz ise erdemli davranışları ile topluma en iyi örnek olmuştur. Peki, nedir bu erdemli davranışlar?

Anne ve Babasını Sever- Sayardı

İslam dininin emrettiği üzere anne ile babasına karşı son derece saygılı olan Peygamberimiz sevgisini de en iyi şekilde gösterirdi. Büyüklerinin sözünden çıkmaz ve onları yaşlılık dönemlerinde mutlu ederdir.

Kötü Davranışlardan Uzak Dururdu

Kötü davranışlar insanlara kötü örnek olur. Bunun farkında olarak kötü davranışlardan daima uzak dururdu. Dinen yasaklanmış olan kötü davranışlardan kaçınırdı.

Haksızlık Olduğunda Adaletli Karar Verir

Kişiler arasında gördüğü sorunlarda adaletli olarak karar verirdi. Taraf asla olmazdı. Yetime ve öksüze sahip çıkardı.

Yalan Söylemez

En önemli özel davranışlarından birisi yalan söylememesidir. Yardımlaşma ile dayanışmanın önemini en iyi şekilde bilirdi. İnsanların bir arada hareket etmesine yardım ederdi.

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu