KİŞİLER

Kazanova Kimdir?

Renkli kişiliği, coşkun yaradılışı,buna yakışan heyecanlı serüvenleriyle edebiyat dünyasına da geçerek ” ölümsüz ” leşen Kazanova, 1725 yılında doğmuştur.

Henüz on altı yaşındayken, skandal niteliğinde bir davranışı yüzünden atılmış olduğu cezaevinden kaçtı. Annesinin bir kardinal üzerindeki etkisi sayesinde, bu kardinalin evine kabul edildi. Fakat evin ağırbaşlı, yüksek düzeyde bir din adamının çevresine yakışan havası onu yola sokmadı. Çok geçmeden, kimseye haber vermeksizin Fransa yoluna düştü. Bir süre sonra, doğduğu yer olan Venedik şehrine döndü. Roma’ya, Napoli’ye gitti. Korfo adasında bulundu. İstanbul’a geçti Burada kişisel niteliklerine uygun çevreyi bulamayınca, daha uygun ortamlar aradı. Kurnaz, cüretkâr ve kandırıcıydı. Parasız olduğu için, gazeteci, din adamı, diplomat kimliklerine bürünüyordu.

1755 yılında tekrar Venedik’e geldiğinde, casus diye cezaevine atıldı. Bir yolunu bulup Paris’e kaçmakta güçlük çekmedi. Kaçışının romantik hikayesiyle bütün Avrupa’nın sempatisini kazanmıştı. Aynı yıl, Fransa ulusal piyango yönetiminin başına getirilmişti. Kısa bir süre içinde büyük para yaptı. Bencildi. Kişisel zevkleri, kendi çıkarı ve tutkuları her şeyden önce geliyordu.

Güzel kadınlara, özellikle çok genç, saf, kolayca baştan çıkarılabilecek kızlara düşkünlüğü yüzünden, en yakınlarıyla, kendini destekleyen, arka çıkan kimselerle bile arası açılıyordu. 1759 yılında gene yollara vurdu kendini Hollanda’ya, Güney Almanya’ya, İsviçre’ye, Savua’ya, güney Fransa, Floransa ve Roma’ya gitti. Arkasında bıraktığı, aldatılmış, gözyaşı döken, kalbi kırık, dile düşmüş kadınlar, öç almak için yanıp tutuşan erkekler umurunda değildi. Buna karşılık, çok değişik bilim dallarında geniş bilgi sahibiydi.

Çekici kişiliği, konuşması, gerçek anlamıyla keskin, parlak zekasını çevresindekileri büyülüyordu. Volter onu İsviçre’de coşkuyla karşıladı. Kazanova’nın davranışını, tutumunu, bağnaz, iki yüzlü din adamlarına, dar görüşlü, hayal gücünden yoksun çevrelere karşı “zekâ ve bilginin” çıkışı, hesap sorması diye yorumluyordu. Papa bile onun etkisinde kaldı. Kazanova’ya “Altın Mahmuz” nişanını verdi. Fakat Floransa, onu kabul etmedi, şehirden attı.

1761 yılında Paris’e dönen Kazanova, bundan sonraki birkaç yılı İngiltere’de geçirdi. Almanya ve İtalya’ya kadar uzandı. Varşova’ya gittiği zaman, Kral Stansislas Poniatowski onu içtenlikle kabul etti. Prusya’da II.Frederick’in, Fransa’da XV.Louis (Lui)’nin göstermiş olduğu yakınlığı ondan esirgemedi. Bir skandal ve bunu izleyen düello sonucu, Kazanova buradan da kaçtı. 1769 yılında Madrit’deydi. 1774 ile 1782 yılları arasında, Venedik’te devlet sorgu yargıçları adına bir polis ajanı olarak çalıştı.

4 Haziran 1798 de öldü. Ünlü eseri “Anılar”, onun hayat hikayesini anlattığı kadar, devrin değişik ülkelerini, töreleri , politik ve toplumsal olayları da başarıyla canlandıran bir kitaptır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir